Genel Konular

Hamilelikten Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler 2

242views

Daha önceki ”  hamileilkten önce dikkat edilmesi gerekenler ” yazımızda kısa kısa notlar ile bilgilendirme yapmıştık. Bu seferki yazımızda konuyu biraz daha derinlemesine inceledik. Bebek sahibi olmayı ilk düşündüğünüz andan itibaren hatta ilk olarak neleri düşünebileceğinizi bu yazıda paylaştık. Umarım anne adayları için faydalı bir yazı olmuştur.

Finansal Durum

Bebek sahibi olmaya karar vermeden önce gözden geçirilmesi gereken en önemli konulardan biri finansal durumunuzdur.

Bebek odası eşyaları, bezler, aşılar ve giyeceklerin yanı sıra; , sırası ve sonrasında doktor kontrolleri de başka bir masraf kapısını oluşturacaktır.

İş değiştirmeyi düşünmek veya ekonomik olarak riskli bir dönemde olmak, finansal sıkıntılara yol açabilir.


Psikolojik Hazırlık

Çok fazla stres ve yoğunluk, hamile kalma şansını düşürür. Hayatınızdaki olumsuzluklardan olabildiğince uzak durmaya ve moralinizi yüksek tutmaya çalışın. Eğer hamile kalma fikri sizde takıntı haline gelmişse, bu da yoğun stres yaratacak bir durumdur. Kendinizi rahat bırakmalı ve olumlu düşünmeye çalışmalısınız. Bu sayede vücut ısınız dengelenecek ve hamile kalmanız kolaylaşacaktır.

Gebelikte salgılanan hormonlar sizi daha alıngan, gergin ve sıkıntılı hale getirebilir. Bu nedenle, gebeliğe hazır olmanız ve kendinizi psikolojik açıdan yeterli hissetmeniz son derecede önemlidir.

Bu karar öncesinde eşlerin birbiriyle iletişim kurmaları çok önemlidir. En önemlisi bebek sahibi olma kararını iki tarafın birlikte vermesi ve bunun nedenlerini de açıkça konuşmaktır. Bebekle ilgili şimdiden verilmesi gereken kararlar varsa, onların da ortak alınması çok daha huzurlu bir hamilelik döneminin başlangıcı olacaktır.


İş Ortamı

Bu süreçte hem anne hem de baba olarak işlerinizi gözden geçirmelisiniz. İş yerinizde radyasyon, kimyasallar, kurşun ya da anestetik maddelere maruz kalma riski varsa, bununla ilgili işvereninizle görüşmelisiniz; zira bu durum hamile kalma şansınızı azaltacağı gibi, bebeğin sağlığını da tehlikeye atmaktadır. Ayrıca çok sigara içilen alanlar da, sizi sigaranın kötü etkilerine maruz bırakacaktır.


Önceki Hamilelikler

Eğer planlanan hamilelik ilk değilse, daha önceki gebeliklerde ortaya çıkan sorunların bilinmesi, sıradaki gebelikte, bu olası sorunlara karşı önceden tedbir alınmasını sağlayacaktır.

Örneğin; ikiden fazla düşük olmuşsa, anne ve babanın genetik açıdan tetkiki düşüklerin kalıtımsal olduğunu gösterebilir. Tekrarlayan düşüklerin başka bir sebebi de, annede kanın pıhtılaşmaya normalden fazla yatkın olmasıdır. , pıhtılaşmayı engelleyecek bir tedaviye başlanarak, bu nedenle oluşabilecek sorunlar önlenebilecektir.
Ayrıca dikkat edilmesi gereken bir nokta da; önceki gebelikle, planlanan hamilelik arasında iki yıldan az bir süre olmasının, hem anne hem de çocuk sağlığı açısından riskli olacağıdır.


Gerekli Testler

Hamilelik, her kadın için çok özel bir dönemdir ve bu dönemde hemen her anne adayı hem kendisi hem de bebeğinin sağlığını düşünerek son derece özenli davranması gerektiğini bilir.

Hamile kalmayı planlıyorsanız, sağlıklı bir anne adayı olmak için hamile kalmadan birkaç ay önce doktor kontrolünden geçmeniz ve bazı testler yaptırmanız faydalı olacaktır.

1. TSH: Tiroid bezi (guatr) ile ilgili bir problem olup olmadığının araştırılması açısından en basit testtir.

2. Tam Kan Sayımı ve Kan Grubu: Anemi olup olmadığının saptanması açısından önemlidir. Anemi varsa gebelikten önce araştırılmalıdır. Kan grubu tayini de önemli ve kan uyuşmazlığı olup olmadığının belirlenmesi için gereklidir.

3. Antikor Testleri: Anne adayının geçirdiği hastalıkların araştırılmasına yöneliktir.

  • Rubella (kızamıkçık), gebeliğin ilk 3 ayında geçirildiğinde fetal ölüm veya fetusta kalp, sinir sistemi, göz ve işitme ile ilgili ciddi anomalilere neden olabilir. Kızamıkçık enfeksiyonunun 1/3’ü sessiz seyreder ve tanı konulamaz. 1969 yılından itibaren aşının kullanıma girmesiyle oldukça azalmıştır. Hastalık geçirmemiş anne adaylarının gebe kalmadan aşılanmaları önerilmelidir. Canlı virüs aşısıdır ve anne adaylarının aşı yapıldıktan sonra 3 ay gebe kalmamaları gerekmektedir.
  • Su çiçeği çok bulaşıcı bir virüstür. Genellikle çocukluk çağında geçirilir ve yaşam boyu bağışıklık bırakır. Eğer gebe bir kadın ilk 3 ayda su çiçeği geçirirse bebekte anomali olasılığı artmaktadır. Bağışıklığı olmayan anne adaylarının aşılanmasında yarar vardır. Aşı iki dozda ve 4-8 hafta ara ile yapılmaktadır. Son aşıdan sonra en az 1 ay korunmalı ve gebe kalınmamalıdır.
  • Tüm gebelerde hepatit B taraması gereklidir. Hepatit B taşıyıcısı olan annelerden bebeklerine geçiş olasılığı yüksektir. Hepatit B taşıyıcı gebelerin bebeklerine, doğumdan sonraki 12 saatte aşı ve koruyucu immün globulin yapılmalıdır.

4. Toksoplazma Testi: Toksoplazma özellikle kedi ve köpek dışkıları bulaşmış yenilen gıdalardan alınır. Özellikle çiğ et ve iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler, toksoplazma parazitinin geçmesinde rol oynar. Toksoplazmadan korunmak için kedi, köpek cinsi hayvanlardan bu süreçte uzak durmak, eğer evde besleniyorsa aşılarını yaptırmak, yenilen etleri iyi pişirmek, çiğ et yememek, yemek öncesi elleri iyi yıkamak, çiğ süt içmemek ve meyve-sebzeleri bol suyla yıkamak gereklidir.

5. Tam İdrar Tahlili: İdrar tahlilleri, böbrek fonksiyonlarının endirekt bir göstergesi olduğu gibi, gizli veya aşikar idrar yolu enfeksiyonu varlığı konusunda da bilgi verir. Gebelik nedeniyle oluşan pek çok değişiklik, idrar yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkması için çok uygun bir zemin hazırlar. Aynı zamanda gebelik sırasında enfeksiyon, her zamankinden çok daha kolaylıkla yukarı doğru ilerler ve böbrekleri etkileyebilir. Böbrek taşı bulunması durumunda idrar yolu enfeksiyonu oluşması daha da kolaylaşır. Bu nedenle gebelik öncesi idrar yolu enfeksiyonu ekarte edilmeli, varsa böbrek taşlarının tedavisi yapılmalıdır.

6. AKŞ (Açlık Kan Şekeri): AKŞ sadece var olan açık diyabeti gösterir. Bunun yerine 50 gr. glukoz ile yapılan tarama testi daha önemli bulgular sunabilir. Eğer diyabet saptanırsa kan şeker düzeyi mutlaka normal düzeyde tutulmalıdır. Çünkü kan şekeri yüksekliğinin hamilelik üzerinde olumsuz etkisi, döllenme olmadan çok daha önce başlamaktadır.

Yaş Grupları ve Riskler

Uzmanlar, bebek sahibi olmak için en uygun yaşların 20 ila 30 arası olduğu belirtmektedir. Anneler bu yaşlar arasındaki gebelik ve doğumlarda genellikle çok sık sorun yaşamazlar. Ayrıca anneler, doğum aralıklarının en az 2 yıl olmasını sağlayarak, hem kendilerinin hem de bebeklerinin sağlığını daha iyi koruyabilir.

35 yaş üzerindeki annelerde problemli gebelik riski yüksektir, ancak sağlıklı ve kendine dikkat eden annelerde bu risk azalır.

18 yaşın altında, daha ergenliğini yeni tamamlamış yaşta gebe kalan anne adayları yeterince bilinçlenmedikleri için; gerektiği gibi beslenememekte ve olması gereken gebelik bakımına uymamaktadırlar. Hormonal yapı ve yumurtalıkların düzenli çalışması tam olarak gerçekleşmediği için, bu yaşta oluşan gebeliklerde düşük, erken doğum, düşük ağırlıklı doğum, ölü doğum, düşük kilolu bebek doğumları ve anne karnında bebek ölümleri daha sık görülmektedir.

Doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır. 20’li yaşlarda doğum kontrol yöntemi kullanmayan, düzenli ilişkiye giren ve çocuk isteyenlerin %20’si genellikle başarıya ulaşır. Bu oran 30 yaşında %15’e ve 35 yaşında %10’a iner. 40 yaşında ise bu oran %5’tir.

İleri yaşlardaki hamileliklerde doğurganlığın azalmasının dışında bazı risklerde ortaya çıkabilir. Bu risklerin en önemlisi Down Sendromu’dur. Down sendromlu çocuk doğurma sıklığı, annenin yaşı ile beraber artar. Bu risk anne 20 yaşındayken 10.000’de 1; anne 35 yaşındayken 1.000’de 3, anne 40 yaşındayken ise 100’de 1’dir.

Down sedromu ve başka kromozomsal anormalliklerin ileri yaşlardaki hamileliklerde daha sık olmasının nedenleri;

  • Annenin yumurtalarının yaşlanması,
  • Annenin zaman içinde zararlı madde, kimyasal, röntgen ve enfeksiyonlara daha çok maruz kalmasıdır.

Ayrıca ailede genetik bozukluğa bağlı bir hastalık varsa ve 35 yaşın üzerinde iseniz, bir genetik uzmanına başvurmanızda fayda vardır. Genetik hastalık riski taşıyan anne adaylarına yapılan gebelik öncesi genetik tanı (PGT – Preimplantasyon Genetik Tanı) ile bebeğin sağlıklı olup olmadığı belirlenebilmektedir.

Sigara Kullanımı

Sigara, kötü bir gebelik öyküsü için ana risk faktörüdür. Kadınların sigara içmesi, kısırlığı doğrudan tetikleyen nedenlerden bir tanesidir. Kadında yumurta, erkekte ise sperm sayı ve kalitesini azalttığından, hamile kalmada güçlüğe neden olabilir.

Sigara içenlerde dış gebelik oranı, içmeyenlere göre daha fazla; düşük riski ise daha yüksektir. En büyük tehlikelerinden biri de düşük kilolu doğum yapma riskidir; ki bu da bebeklerde ölüm veya ciddi hastalıklarla (felç, zeka geriliği vb.) sonuçlanabilir.

Hamileliğe karar vermeden en az üç ay önce, hem kadın hem de erkek mutlaka sigarayı bırakmalıdır.

Alkol Alımı

Fazla alkol alımı, kadınların ciddi oranda hamile kalma şansını azaltır, erkeklerde ise sperm kalitesinin düşmesine neden olur.

Hamile kalmayı düşündüğünüz zamandan 3 ay öncesinde, mutlaka fazla alkol alımını bırakmalısınız.

Hamilelikte, haftada 4-5 kadehten fazla tüketilen alkol, çocukta özel doğumsal bozukluklar ve zeka geriliğine neden olabilir. Bu çocuklarda, başkaları ile kolay iletişim kuramama ya da sonucunu düşünmeden derhal eyleme geçme gibi davranış ve gelişim bozuklukları görülebilir. Ayrıca yüz şeklinde de belirgin farklılıklar olabilir. Bu çocuklar işitsel sorunlar, yeme zorluğu, uyku düzensizlikleri, tuvalet eğitimini geç alma, geç yürüme, hiperaktivite gibi sorunlarla da karşı karşıya kalabilir.

Düzeni

Hamilelik öncesi doktor kontrolünde, kilonuzu düzenlemeniz önemlidir.

Aşırı kilolar; annede yüksek tansiyon, şeker ve kalp rahatsızlıklarına neden olabileceği gibi, düşük kilo da bebeğin zayıf ve duyarlı olmasına neden olur.

En az altı ay önceden, boy ve kilo oranı dengelenmelidir. Suni tatlandırıcılar, kafein (kahve, çay, asitli içecekler) gibi maddelerin kullanımı azaltılmalıdır.

Hamile kalmadan önce B grubu vitaminlerinden folik asit takviyesi tavsiye edilmektedir. Günde alınan 400-500 mikrogram folik asit bebekteki merkezi sinir sistemi anomalilerini %50’ye yakın bir oranda azaltır. Folik asit; narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur.

Sağlıklı beslenmek yumurta ve sperm kalitesini, buna bağlı olarak da döllenmeyi etkiler. Hamilelik öncesinde sağlıklı alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların hamilelik süresince devam ettirilmesi çok önemlidir.

Temel besin maddelerin hepsinden her gün alınması gerekir. İhmal edilmemesi gereken yiyecekler şunlardır: Sebze ve meyve, süt ve süt ürünleri, protein, tahıl.

Egzersizin Önemi

Hamile kalmadan önce düzenli olarak egzersiz yapmanız, hem dolaşım sisteminizi harekete geçirecek hem de kaslarınızı kuvvetlendirecektir.

Gün içinde özellikle bel, sırt ve karın kaslarınızın güçlenmesini sağlayacak hafif egzersizler yapabilirsiniz. Hızlı tempolu yürüyüş, hafif tempolu koşu ve özellikle de yüzme; kalp-dolaşım sisteminize çok faydası olacak sporlar arasında sayılabilir. Bu şekilde hem daha rahat bir hamilelik ve doğum yaşar; hem de doğumdan sonra eski ve formunuza daha kolay ulaşırsınız.

Ne Kadar Zamanda Hamile Kalınabilir?

isteyen bayanların, yumurtlama gününü takip edip öğrenmesi gerekir. Bunun için her regl döneminde ve sonrasında vücudunuzun verdiği tepkileri inceler ve kaydederseniz; yumurtlama gününüz hakkında bir fikriniz olacaktır. Böylelikle de kendi adet takviminizi oluşturabilirsiniz. Özellikle düzenli adet gören kadınlarda bu takvim çok işe yaramaktadır.

Genelde yumurtlama ilk regl olduğunuz günden sonraki 10. ile 16. gün arasında, çoğunlukla da 14. günde gerçekleşir. Yani bu dönem en fazla doğurgan olunan zamandır. Ancak her kadın bu dönemde yumurtlamayabilir. Bazıları daha önce, bazıları da daha sonra yumurtlayabilirler.

Yumurtlama anından önce ‘mukus’ denilen sıvının, yumurta beyazı kıvamına geldiğini fark edebilirsiniz. Bir başka ipucu da vücut ısınızdır. Yumurtlama öncesi vücut ısınız normalin biraz daha üzerine çıkar, bunu eczanelerde satılan özel derecelerle de takip edebilirsiniz.

Bayanların yumurtlama öncesi güzelleştiği de bir başka rivayettir. Bu sebepten dolayı hamilelik şansınızı arttırmak için tam bu kısa yumurtlama döneminde ilişkiye girmeniz gerekir.

Erkek spermi cinsel ilişkiden sonra yaklaşık 48-72 saat kadın vücudunda canlı olarak kalabilir, kadının en doğurgan olduğu bu yumurtlama dönemi için çok uygundur.

Doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve haftada 2-3 kez düzenli ilişkiye giren çiftlerin, ilk yıl içinde hamilelik başarı oranları %80’dir. %10-15’i ise ikinci yılda başarıya ulaşırlar. Ancak ilk bir yıl içinde hamile kalamayanların kısırlık açısından tetkik edilmesi doğru olur.

Hamile Kaldığınızı Nasıl Anlarsınız?

Hamileliğin en önemli belirtisi adet gecikmesidir.

Bunun yanı sıra bulantı, yorgunluk, göğüslerde hassasiyet, sık idrara çıkma, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı, rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin belirgin işaretleridir.

Ayrıca eczanelerde satılan ovülasyon belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir.

Ancak en kesin tanı güvenilir laboratuarlarda yaptıracağınız hamilelik testi ve tabi ki doktor kontrolüdür.